Soru: Ramazanı ve bayramı farklı bir ülkede geçirenler Türkiye’ye göre mi hareket etmelidir bulunduğu ülkeye göre mi?
Fetva
Ramazan ve bayramın İslam ülkeleri arasında farklı günlerde olmasının gerekçesi fukahanın, Allah Rasulü’nün ﷺ “Ramazan hilalini gördüğünüz vakit oruca başlayın, Şevval’ın hilalini gördüğünüzde de orucu bırakın.”[1] hadisi şerifinde zikredilen görülmenin gözle görülmesi veya hesapla tespit edilmesi hususundaki ihtilafıdır. Hanefi mezhebinde tercih edilen görüşe göre Ramazan’ın başlangıcı hilalin bizzat görülmesiyle tespit edilmesidir.[2] Zira Allah Rasulü ﷺ zikredilen hadisi şerifte ayın başlangıcını hilalin görülmesine bağlamaktadır.[3] Bununla birlikte Allah Rasulü’nün ﷺ “Bizler ümmi bir ümmetiz. Yazmayı ve hesap yapmayı bilmeyiz.”[4] sözünden hareketle hesap yöntemi ile de hilalin tespit edilebileceği söylenmiştir. Zira Peygamberimiz ﷺ zikredilen hadiste hilali hesapla tespit yerine çıplak gözle görmenin arkasında o devrin insanlarının okuma-yazma bilmeyen bir topluluk olması vardır. Buna göre ihtisas sahibi olan kişilerin hilali görmeden astronomik hesaplamayla Ramazan ayının başlangıcını tespit etmesi de muteber bir yoldur.[5]
Hilalin dünyanın değişik yerlerinde farklı saatlerde görülmesi (ihtilâf-ı metâli) ise Hanefi mezhebinde zâhirü’r-rivâyeye göre muteber değildir.[6] Buna göre hilalin bir yerde görülmesi ile görülmediği diğer bütün bölgelerdeki Müslümanlara da oruç farz olur.[7] Osman b. Ali ez-Zeylaî,[8] Kâsânî[9] ve son dönem fakihlerinden Muhammed Bahît el-Mutîî[10] ihtilâf-ı metâliın muteber olduğunu, her bölgenin hilali kendi gördükleri vakti esas alarak Ramazan ve bayrama başlamalarının daha doğru olduğunu ifade etmektedir. İbn Âbidîn de farklı bölgelerde güneşin doğuşuna ve batışına göre belirlenen namaz vakitlerinin farklı olması örneğinde olduğu gibi ihtilâf-ı metâliın itibara alınabileceğini,[11] İbni Abbas’ın Şam’da bulunan Hz. Muâviye’nin kendi bölgelerinde hilali görmelerinin akabine Ramazan’ı başlatmasını itibara almayıp kendilerinin de hilali görmelerinin gerektiğini ve bunu Allah Rasulü’nden ﷺ öğrendiklerini ifade ettiği hadisin[12] de bu görüşü desteklediğini söylemektedir. Şafiîlerde ihtilâf-ı metâliı esas almaktadır.[13]
Yukarıda zikredilenlerle birlikte Ramazan ve bayrama başlama vakitleri ümmeti ilgilendiren meseleler olduğu için kişi kendi içtihadına göre değil, bulunduğu bölgedeki yetkili mercînin görüşü doğrultusunda hareket etmeli, oradaki cemaate muhalefet etmemelidir.[14] Zira Allah Rasulü ﷺ “Oruç hep birlikte oruç tuttuğunuz gün, bayram da her birlikte bayram yaptığınız gündür.”[15] buyurmaktadır.
[1] Buhari, Savm, 11 (Hadis No:1909); Müslim, Sıyâm, 18 (Hadis No:1081).
صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ ، وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ
[2] Ebü’l-İhlâs Hasen b. Ammâr b. Alî el-Vefâî el-Mısrî eş-Şürünbülâlî, Nûrü’l-îżâḥ ve necâtü’l-ervâḥ (el-Mektebetu’l-Asriyye, 2005), 128.
[3] Ebû Muhammed (Ebü’s-Senâ) Bedrüddîn Mahmûd b. Ahmed b. Mûsâ b. Ahmed el-Aynî, ’Umdetü’l-ḳārî fî şerḥi Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî (Beyrut: Daru İhyai Kütübi’l-Arabiyye, ts.), 10/272.
[4] Buhari, Savm, 13 (Hadis No:1913); Müslim, Sıyâm, 15 (Hadis No:1080).
إِنَّا أُمَّةٌ أُمِّيَّةٌ ، لاَ نَكْتُبُ وَلاَ نَحْسُبُ
[5] Mustafa Ahmed ez-Zerkā, “Havle i’timâdi’l-Hisâbi’l-Felekî li tahdîdi bidâyâti’ş-Şuhûri’l-Kameriyye hel yecûzü şer’an ev lâ yecûzu” 2 (ts.), 741-751.
[6] Ebü’l-Fazl Mecdüddîn Abdullāh b. Mahmûd b. Mevdûd el-Mevsılî, el-İḫtiyâr li-taʿlîli’l-Muḫtâr (Kahire: Matbaatul-Halebî, 1937), 1/129.
[7] Zeynüddîn b. İbrâhîm b. Muhammed el-Mısrî İbn Nüceym, el-Bahru’r-Râik Şerhu Kenzi’d-Dekâik (Dâruʼl-Kütübiʼl-ʻİslami, ts.), 2/290.
[8] Ebû Muhammed Fahruddîn Osmân b. Alî b. Mihcen b. Yûnus es-Sûfî el-Bâriî ez-Zeylaî, Tebyînü’l-ḥaḳāʾiḳ (Kahire: Matba’âtü’l-Kübrâ’l- Emîriyye, 1313), 1/321.
[9] Alâüddîn Ebû Bekr b. Mes‘ûd b. Ahmed el-Kâsânî, Bedâiu’s-sanâi’ fî tertîbi’ş-şerâi’ (Beyrut: Daru’l-Kütübü’l-İlmiyye, 1986), 2/83.
[10] Muhammed Bahît el-Mutîî, İrşâdü ehli’l-mille ilâ isbâti’l-ehille, ts., 275.
[11] Muhammed Emîn b. Ömer b. Abdilazîz el-Hüseynî ed-Dımaşkī İbn Âbidîn, Mecmûʿatü resâʾili İbn ʿÂbidîn (Kahire: el-Mektebetü’l-Ezheriyye li’t-Türâs, 2012), 1/438.
[12] Müslim, Sıyâm, 28 (Hadis No:1087).
[13] Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Şeref b. Mürî en-Nevevî, Ravżatü’ṭ-ṭâlibîn ve ʿumdetü’l-müttaḳīn (Beyrut-Dımeşk-Umman: el-Mektebetü’l-İslami, 1991), 2/348.
[14] Ebü’l-Hasen Nûruddîn Muhammed b. Abdilhâdî es-Sindî, Ḥâşiyetü’s-Sindî ʿalâ Süneni İbn Mâce (Beyrut: Daru’l-Cil, ts.), 1/509.
[15] Tirmizi, Savm, 11 (Hadis No:697); Ebu Davud, Sıyam, 5 (Hadis no:2324).
الصَّوْمُ يَوْمَ تَصُومُونَ وَالْفِطْرُ يَوْمَ تُفْطِرُونَ وَالأَضْحَى يَوْمَ تُضَحُّونَ