
Soru: Hastanelere alınan sağlık cihazları zekât yerine geçer mi?![]()
FETVA
Zekâtın edası, temlikin[1] gerçekleşmesine bağlıdır.[2] Zira Allah Teâlâ “وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ/Zekâtı veriniz!”[3] buyurarak zekât emrini “الإيتاء/vermek” lafzıyla ifade etmektedir. Fukaha, naslarda “الإيتاء/vermek” lafzı kullanılarak gelen emirlerde temlikin şart olduğu çıkarımından[4] hareketle temlikin, zekâtın rüknü olduğunu ifade etmektedir.[5] Ayrıca ayet-i kerimede zekât verilecek sınıflar beyan edilirken bunlardan bir kısmının başına[6] (للفقراء…) kelimesinde olduğu gibi lâm harf-i cerrinin dahil olması da bunu göstermektedir. Zira lâm harfi cerri, malın mülkiyet cihetiyle -ayette zikredilen ve- mecrûr olarak gelen ism(ler)e has kılınmasını ifade eder.[7] Zekâtı sahih bir surette eda etmek için temlikin gerekli olduğu noktasında Hanefilerle Şafiîler arasında bir ihtilaf yoktur.[8]
Hastanelere alınan cihazlar ise zekât verilecek sınıflardan belli bir şahsın mülkiyetine geçirilmeyip umumun kullanımına tahsis edilmektedir. Böyle bir muamelede temlik şartı yerine gelmediğinden fakirlerin kullanımına sunmak adına hastaneler için satın alınan cihazlar zekât yerine geçmez.
[1] Bir malın mülkiyetini -bedel karşılığında olup olmaması fark etmeksizin- başkasına nakletmeye “temlik” denir. Bkz. Mehmet Erdoğan, Fıkıh ve Hukuk Terimleri Sözlüğü (İstanbul: Ensar Neşriyat, 2016), 565.
[2] Alâuddîn Ebu Bekir b. Mes’ûd el-Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi’ fi Tertîbi’ş-Şerâi’ (Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 1986), 2/39.
[3] Bkz. Bakara, 2/43; Bakara, 2/83; Bakara, 2/110.
[4] Bkz. Molla Hüsrev, Düreru’l-Hukkâm fî Şerhi Ğureri’l-Ahkâm (İstanbul: Merkezu Harf li’l-Bahsi ve’t-Tetvîri’l-İlmî, 2022), 1/375; Ahmed b. Muhammed b. İsmâîl et-Tahtâvî, Hâşiyetu’t-Tahtâvî alâ Merâki’l-Felâh (Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 1997), 714.
[5] Molla Hüsrev, Düreru’l-Hukkâm fî Şerhi Ğureri’l-Ahkâm, 405.
[6] Tevbe, 9/60.
إِنَّمَا ٱلصَّدَقَـٰتُ لِلۡفُقَرَاۤءِ وَٱلۡمَسَـٰكِینِ وَٱلۡعَـٰمِلِینَ عَلَیۡهَا وَٱلۡمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمۡ وَفِی ٱلرِّقَابِ وَٱلۡغَـٰرِمِینَ وَفِی سَبِیلِ ٱللَّهِ وَٱبۡنِ ٱلسَّبِیلِۖ فَرِیضَةࣰ مِّنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ عَلِیمٌ حَكِیمࣱ
[7] el-Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi’ fi Tertîbi’ş-Şerâi’, 2/4.
[8] Ebu’l-Hasen Ali b. Muhammed b. Muhammed Habîb el-Basrî el-Mâverdî, el-Hâvî’l-Kebîr fi Fıkhi Mezhebi’l-İmam eş-Şâfiî (Şerhu Muhtasari’l-Müzenî) (Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 1999), 10/523; Ebû Zekeriyya Muhyiddîn b. Şeref en-Nevevî, el-Mecmû’ Şerhu’l-Mühezzeb (el-Mektebetu’s-selefiyye, ts.), 17/379.
