
Soru: Kocası vefat eden kadın, eşinin cenazesine katılabilir mi?![]()
FETVA
Müslümanların birbirleri üzerindeki haklarından biri de hayatta olanın vefat edenin cenazesine katılmasıdır. Bu noktada Allah Rasûlü ﷺ şöyle buyurmaktadır: “Müslümanların birbirleri üzerindeki hakları beştir: Selâmı almak, hasta ziyaretinde bulunmak, cenazeye katılmak, davete icabet etmek ve hapşıran kişi ‘Elhamdulillah’ dediğinde ona ‘yerhamukellah’ Allah sana merhamet etsin diye karşılık vermektir”[1]
Müminlerin birbirlerinin cenazelerine katılmaları teşvik edilen bir durum olsa da kadınların cenazeye katılması farklı değerlendirilmiştir. Zira Buhârî’nin naklettiği bir rivayette Ümmü Atiyye (r.anhâ), kadınlara cenazeye katılmanın yasaklandığını[2] ifade etmektedir.[3] Ayrıca konuyla alakalı diğer rivayetler de[4] dikkate alındığında kadınların cenazeye katılmalarının meşru bir durum olmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu rivayetlerden hareketle Hanefîler, kadınların cenazeye katılmasının tahrimen[5], Şafiîler ise tenzihen mekruh olduğunu söylemektedir.[6]
Kocası vefat edince dört ay on gün iddet beklemesi gereken[7] kadının da evden çıkmasını gerektirecek zaruri bir durum olmadıkça kocasıyla yaşadığı evde iddetini bekleme zorunluluğu[8] vardır.[9] Bu durumdaki bir kadının kocasının cenazesine katılmasıyla alakalı fukaha ihtilaf etmiştir:
Hanefi mezhebine göre; talak gerçekleştiği ya da kocanın ölüm haberi geldiği anda kadının evinde iddet beklemeye başlaması gerekir.[10] Fukahanın, herhangi bir istisna gözetmeksizin vefatla birlikte iddetin başladığını beyan etmesinden kadının, kocasının cenazesine de katılamayacağı anlaşılmaktadır. Zira Hanefiler hac farizasını yerine getirmeyi dahi iddet bekleyen kadının evinden dışarı çıkması için meşru bir sebep olarak kabul etmemiştir.[11]
Şafiî mezhebine göre de iddet bekleyen kadın ancak zaruri ihtiyaçları için dışarı çıkabilir.[12] Buradan hareketle Şafiî mezhebine göre de kadının cenazeye katılmayıp evinde iddet beklemesi gerekir.
Malikî mezhebine göre ise fitneden korkulmadığı sürece kadının kocasının cenazesi için dışarıya çıkması caizdir.[13]
Eşi vefat eden bir kadının hanımlara mahsus alanda cenazeye katılmaktan menedilmesi psikolojisini daha da bozacaksa kadın Maliki mezhebini taklit ederek cenazeye çıkabilir. Lakin normal hallerde yapılması gereken kocası vefat eden kadının iddet müddeti içerisinde -zarurî haller müstesna- evlerinden dışarıya çıkmamalarıdır.
[1] Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmail el-Buhârî, el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ (Beyrut: er-Risâletü’l-Âlemiyye, 1432), Cenaiz, 2 Hadis No: 1240 “أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ-رضى الله عنه-قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ « حَقُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ خَمْسٌ رَدُّ السَّلاَمِ ، وَعِيَادَةُ الْمَرِيضِ ، وَاتِّبَاعُ الْجَنَائِزِ ، وَإِجَابَةُ الدَّعْوَةِ ، وَتَشْمِيتُ الْعَاطِسِ »”. Müslim’de geçen rivayette bu haklar altı madde olarak zikredilmiştir. Ebü’l-Hüseyn Müslim b. el-Haccâc b. Müslim, el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ (Beyrut: Dâru’l-Ma’rife, 2009), Selam, 5 Hadis No: 2162 “عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: “حَقُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ سِتٌّ.” قِيلَ مَا هُنَّ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ: “إِذَا لَقِيتَهُ فَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَإِذَا دَعَاكَ فَأَجِبْهُ وَإِذَا اسْتَنْصَحَكَ فَانْصَحْ لَهُ وَإِذَا عَطَسَ فَحَمِدَ اللَّهَ فَسَمِّتْهُ وَإِذَا مَرِضَ فَعُدْهُ وَإِذَا مَاتَ فَاتَّبِعْهُ”.
[2] Bu yasağın haramlık ifade etmediği, Ümmü Atıyye’nin (r.a) “وَلَمْ يُعْزَمْ عَلَيْنَا” (Bize kesin bir şekilde yasaklanmadı.) ifadesinden açıkça anlaşılmaktadır. Bu beyan, kadınların cenazeyi takip etmelerinin haram değil, tenzihen mekruh olduğunu göstermektedir. Ancak İbn Âbidîn, bu değerlendirmenin Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) dönemi kadınlarına ait olduğunu, günümüzde ise fesadın yaygınlaşması nedeniyle kadınların cenazeyi takip etmelerinin tahrîmen mekruh olacağını ifade etmiştir. Detaylı bilgi için bkz.Muhammed Emîn b. Ömer b. Abdilazîz el-Hüseynî ed-Dımaşkī İbn Âbidîn, Reddü’l-muḥtâr ʿale’d-dürri’l-muḫtâr (Beyrut: Daru’l Fikr, 1966), 2/232.
[3] Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmail el-Buhârî, el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ (Dimeşk: Daru İbn-i Kesir, 1993), Cenaiz, 29 Hadis no: 1278. “عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ قَالَتْ نُهِينَا عَنِ اتِّبَاعِ الْجَنَائِزِ ، وَلَمْ يُعْزَمْ عَلَيْنَا.”.
[4] Ebû Abdillâh Muhammed b. Yezîd el-Kazvinî İbn Mâce, Sünen-i İbn Mâce (Daru’r-Risaleti’l-Alemiyye, 2009), Cenâiz, 50. Hadis no: 1578. “عَنْ عَلِيٍّ ، قَالَ: خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَإِذَا نِسْوَةٌ جُلُوسٌ فَقَالَ: ” مَا يُجْلِسُكُنَّ ؟ ” قُلْنَ : نَنْتَظِرُ الْجِنَازَةَ. قَالَ : ” هَلْ تَغْسِلْنَ ؟ ” قُلْنَ : لَا. قَالَ : ” هَلْ تَحْمِلْنَ ؟ ” قُلْنَ : لَا. قَالَ : ” هَلْ تُدْلِينَ فِيمَنْ يُدْلِي ؟ ” قُلْنَ : لَا. قَالَ : ” فَارْجِعْنَ مَأْزُورَاتٍ غَيْرَ مَأْجُورَاتٍ “.”
[5] İbn Âbidîn, Reddü’l-muḥtâr ʿale’d-dürri’l-muḫtâr, 2/232.
[6] Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Şeref b. Mürî en-Nevevî Nevevî, el-Minhâc fî şerḥi Ṣaḥîḥi Müslim b. el-Ḥaccâc (Beyrut: Daru ihyâi’t-Türasi’l-Arabî, 1972), 7/2.
[7] Ebü’l-Hasen Burhânüddîn Alî b. Ebî Bekr b. Abdilcelîl el-Fergānî el-Mergīnânî, el-Hidâye şerhu bidâyeti’l-mübtedî (Karaçi,: el-Büşra, 2021), 2/162.
[8] İbn Âbidîn, Reddü’l-muḥtâr ʿale’d-dürri’l-muḫtâr, 3/536.
[9] Bkz.“(F024) İddet Bekleyen Kadın Evinden Çıkabilir mi? – İhsan Şenocak”, haz. İhsan Şenocak.
[10] Heyet, el-Fetâva’l-Hindiyye (Beyrut: Dâru’l-Fikr, 2014), 1/587.
[11] Ebü’l-Mehâsin Fahrüddîn Hasen b. Mansûr b. Mahmûd el-Özkendî el-Fergānî Kādîhan, Fetâvâ Ḳāḍîḫân (Beyrut: Daru’l Fikr, 2010), 1/351.
[12] Şemsüddîn Muhammed b. Ahmed el-Hatîb eş-Şirbînî, Muġni’l-muḥtâc ilâ maʿrifeti meʿânî elfâẓi’l-Minhâc (Daru’l Fecr, 2023), 5/7.
[13] Ahmed b. Muhammed es-Sâvî el-Mâlikî el-Halvetî es-Sâvî, Bulġatü’s-sâlik li-Aḳrebi’l-mesâlik (Daru’l-Mea’rif, ts.), 4/1/506.
