
Soru: Maaşlı çalışan bir kimsenin zekât talep etmesi ve kabul etmesinin hükmü nedir?![]()
FETVA
Hanefi mezhebine göre kişinin, zekât alabilmesi için asgari zenginlik sınırı olan nisap miktarı mala sahip olmaması gerekir.[1] Nisap miktarı mala sahip olmayan bir şahsın zekât talep etmesi ise ancak çalışacak güçte olmaması durumunda helal olur. Nitekim çalışmaya gücü yetenin zekât talebinde bulunmasıyla alakalı Allah Rasûlü ﷺ “Zenginin ve çalışmaya gücü yeten kimsenin zekât talep etmesi helal değildir.” buyurmaktadır.[2] Konuyla alakalı diğer bir rivayette ise Allah Rasülü ﷺ “Kim, kendisini zengin kılacak kadar malı olduğu hâlde dilenirse cehennem ateşinden korları çoğaltmış olur.” buyurunca sahabe, “Ey Allah’ın Rasûlü! Kişiyi zengin kılacak olan şey nedir?” diye sordu. Bunun üzerine Allah Rasûlü ﷺ şöyle cevap verdi: “Onu sabah veya akşam doyuracak kadar erzaktır.”[3] Zikredilen rivayetlerden hareketle fukahâ, günlük erzak ihtiyacını karşılamaya gücü yeten kişinin başkalarından zekât almasının helal lakin talep etmesinin caiz olmadığını beyan etmektedir.[4] Günlük erzak ihtiyacını karşılayacak maddi durumu olmayan bir kişinin zekât talep etmesi caizdir.[5]
Netice itibarıyla Hanefi mezhebine göre maaşlı çalışan bir kimse, nisap miktarı mala sahip olmadığında zekât kabul etmesi caizken günlük erzak ihtiyacını karşılamaya gücü yettiğinden zekât talebinde bulunması caiz değildir.
Şafii mezhebine göre bir kimsenin zekât alabilmesi; yeme, barınma, giyinme gibi geçim için zorunlu olan temel ihtiyaçlarını karşılayamamasına bağlıdır.[6] Böyle biri fakir addedildiğinden zekât alabilir.[7] Fakir bir kimsenin zekât talep etmesi ise sahih olan görüşe göre caizdir.[8] Ancak maaşlı çalışan kimse, mezkûr ihtiyaçlarını karşılamaya kadir olduğundan fakir sınıfına girmez. Bu bağlamda Şâfiî mezhebine göre maaşlı çalışan birinin zekât talep etmesi de onu alması da caiz değildir.[9]
[1] Muhammed Emîn b. Ömer b. Abdilazîz el-Hüseynî ed-Dımaşkī İbn Âbidîn, Reddü’l-muḥtâr ʿale’d-dürri’l-muḫtâr (Beyrut: Dâru’l-Ma’rife, 2015), 3/333.
[2] Ali Rabbani, Câmiu’t-Tirmizî ve’l-mezhebu’l-Hanefî (Karaçi: Mektebetü Rabbaniye, 2020), Hadis no: 652. “لا تَحِلُّ الصدقةُ لغَنِيٍّ، ولا لذي مِرَّةٍ سَوِيٍّ”
[3] Ebû Abdillâh Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-Şeybânî Ahmed b. Hanbel, Müsned-i Ahmed (Beyrut: Müessesetü’r-Risale, 2001), Hadis no: 17625 “من سأل شيئًا وعنده ما يُغنيه ، فإنما يستكثِرُ من جمرِ جهنَّمَ. قالوا : يا رسولَ اللهِ ! ما يُغنيه ؟ قال : ما يُغدِّيه أو يُعَشِّيه”.
[4] Ebü’l-Fazl Mecdüddîn Abdullāh b. Mahmûd b. Mevdûd el-Mevsılî, el-İḫtiyâr li-taʿlîli’l-Muḫtâr (Beyrut: Daru’l-Kütübü’l-İlmiyye, 1937), 1/122; Ebû Muhammed Fahruddîn Osmân b. Alî b. Mihcen b. Yûnus es-Sûfî el-Bâriî ez-Zeylaî, Tebyînü’l-ḥaḳāʾiḳ (Kahire: Dâru’l-Kitabi’l-İslamiyye, 1922), 1/305.
[5] Zeynüddîn b. İbrâhîm b. Muhammed el-Mısrî İbn Nüceym, el-Bahrü’r-Râik Şerhu Kenzi’d-deḳā’iḳ (Daru’l-Kitabi’l-İslamî, ts.), 2/269.
[6] İbrâhîm b. Muhammed b. Ahmed el-Bâcûrî, Ḥâşiye ʿalâ Şerḥi İbn Ḳāsım el-Ġazzî ʿalâ metni Ebî Şücâ (Lübnan: Daru’l-Nur Sabah, 2015), 2/64.
[7] el-Bâcûrî, Ḥâşiye ʿalâ Şerḥi İbn Ḳāsım el-Ġazzî ʿalâ metni Ebî Şücâ, 2/64.
[8] Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Şeref b. Mürî en-Nevevî, el-Mecmûʿ Şerḥu’l-Müheẕẕeb (Kahire: İdaretü’t-tibâati’l-münîriyye, 1925), 6/191.
[9] Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Şeref b. Mürî en-Nevevî Nevevî, el-Minhâc fî şerḥi Ṣaḥîḥi Müslim b. el-Ḥaccâc (Beyrut: Daru ihyâi’t-Türasi’l-Arabî, 1972), 7/127. Vizaretü’l-Evkaf ve’ş-Şuuni’l-İslamiyye, el-Mevsûʿatü’l-fıḳhiyye (Kuveyt: Vizaretü’l-Evkaf ve’ş-Şuuni’l-İslamiyye Kuveyt, 2005), 28/336.
