Search
Close this search box.

ZEKÂTI VERİRKEN VERİLEN MEBLAĞIN ZEKÂT OLDUĞUNU SÖYLEMEK GEREKİR Mİ?

Soru: Zekâtı eda ederken verilen meblağın zekât olduğunu söylemek gerekir mi?

FETVA

            Zekât, “Allah ﷻ ve Rasûlü ﷺ tarafından tayin edilen malların bir kısmını zekât almaya elverişli olanlara temlik etmek” şeklinde tarif edilmektedir.[1] Her ibadette olduğu gibi zekâtta da birtakım şartlar vardır. Zekât alacak kişinin verilen meblağın zekât olduğunu bilmesi söz konusu şartlar arasında zikredilmemektedir.[2] Aksine Hanefî fıkıh eserlerinde zekâta niyet ederek verilen meblağın “hibe/hediye” veya “karz/borç” olarak isimlendirilmesi halinde dahi, sahih olan görüşe göre,[3] zekât yerine geçeceği açıkça ifade edilmektedir.[4] Burada önemli olan zekâtı alacak kişinin zekât almaya elverişli olduğunun bilinmesidir.[5] Bu bilindiği takdirde verilen malın zekât olduğunu söyleme zorunluluğu olmadığı gibi kişinin, zekâta niyet etmek şartıyla, onu hediye olarak verdiğini ifade etmesinde de bir sakınca yoktur.[6] Şafiîlere göre de asıl olan kalple niyet etmek olduğundan verilenin zekât olduğunu telaffuz etmek şart değildir.[7] Ancak yine de zekât verirken kalpteki niyeti dille telaffuz etmek en doğru olandır.[8]

[1] Bkz. Molla Hüsrev, Düreru’l-Hukkâm fî Şerhi Ğureri’l-Ahkâm (İstanbul: Merkezu Harf li’l-Bahsi ve’t-Tetvîri’l-İlmî, 2022), 1/375.

[2] Zeynuddîn İbn Nüceym, el-Bahru’r-Râik Şerhu Kenzi’d-Dakâik (Dâru’l-Kitâbi’l-İslâmî, ts.), 2/282.

[3] Bkz. Muhammed Emin İbn Abidin, Raddu’l-Muhtâr ala’d-Durri’l-Muhtâr (Beyrut: Dâru’l-Marife, 2015), 3/222.

[4] Hasan b. Ali eş-Şurunbulâlî, Gunyetu zevi’l-ahkâm fî bugyeti Düreri’l-hükkâm(Dürerü’l-hükkâm ile birlikte) (Dâru ihyâi’l-kütübi’l-arabiyye, ts.), 1/174.

[5][5] Bilmekten kasıt, kişinin karşı tarafın fakir olduğuna dair kuvvetli bir zannının oluşmasıdır; bunu kesin olarak bilme zorunluluğu yoktur. Bkz. Burhanuddîn el-Merğînânî, el-Hidâye Şerhu Bidâyeti’l-Mübtedî (Karaçî: Mektebtu’l-Büşrâ, 2021), 1/330.

[6] Heyet, el-Fetâvâl-Hindiyye (el-Matbaatu’l-Kübrâ el-Emîriyye, ts.), 1/171.

[7] Ebü’l-Mehâsin Fahrülislâm Abdülvâhid b. İsmâîl b. Ahmed er-Rûyânî, Bahrü’l-mezheb fî fürûʿı mezhebi’l-İmâm eş-Şâfiʿî (Beyrut: Dâru’l-kutubi’l-ilmiyye, ts.), 3/82.

[8] Ebü’l-Hüseyn Yahyâ b. Ebi’l-Hayr b. Sâlim b. Es‘ad el-Yemânî el-İmrânî, el-Beyân fî mezhebi’il-imâm eş-Şafi’î (Cidde: Dâru’l-Minhâc, 2000), 3/400.

PAYLAŞ

Facebook
Twitter
Whatsapp
Telegram