Zina eden biri evleneceği kişiye bunu söylemeli midir?
Soru
Zinaya götüren haram fiiller işleyen bir erkek evlilik görüşmesinde geçmişini beyan etmeli midir? Bu durumdaki kişi, iffetli bir kızla evlenebilir mi?
Fetva
Allah Teala, “Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o hayâsızlıktır, çok kötü bir yoldur.”1 buyurarak kullarına zinadan uzak durmayı emreder. Üzerine had cezası terettüp eden zina, bir erkeğin aralarında nikâh bağı veya şüphesi bulunmayan bir kadınla önden cinsel birleşmesi şeklinde tarif edilir.2 Bunun dışındaki haram olan fiiller mecazen zina olarak isimlendirilse de ıstılâhî manada zina değildir. Allah Rasulü’nün ﷺ gözün harama bakmasını, kulağın dinlenmesi caiz olmayan şeyleri işitmesini, dilin nâmahramle konuşmasını, elin harama dokunmasını ve ayağın ona götürmesini zina olarak isimlendirmesinin3 sebebi ise bunların hakikî zinaya götüren birer aşama olmasıdır.4 İffetli bir erkeğin zina eden bir kadınla veya zina eden bir erkeğin iffetli bir kadınla evlenmesi caizdir.5 Burada kişinin tövbe etmesi veya etmemesi diye bir şart yoktur. Ancak her müminin küçük büyük ayırt etmeksizin tüm günahlarından tövbe etmesi vaciptir.6 Kul hakkı dışında bir günahın tövbesinin kabulü için üç şart vardır. Bunlar; kişinin, yaptığı günahı terk etmesi, pişman olması ve o günahı tekrar işlememeye niyet etmesidir. Günahın kul hakkıyla alakalı olması halinde ise bu üçüyle birlikte hak sahibinden de helallik alması gerekir. Bu şartlardan biri yerine gelmediği takdirde tövbe sahih olmaz.7
Aslolan kişinin işlediği günahı kimseye söylememesidir. Zira Allah Rasulü ﷺ şöyle buyurmaktadır: “Günahlarını açık edenler hariç ümmetimin tamamı bağışlanacaktır.”8 Ancak evlilik görüşmesinde tarafların birbirleri hakkında malumat sahibi olmaları en doğal haklarıdır. Bundan dolayı kişi kendisine sorulması halinde karşı tarafı da aldatmış olmamak adına günahını tamamen açık etmeden: “Benim geçmişim çok temiz değil. Lakin tövbe ettim ve şu kadar zamandır da tövbeme sadık bir halde devam ediyorum.” şeklinde açıklama yapmalıdır.
Dipnotlar ve kaynaklar8
İsra, 17/32. ↩
Bkz. Abdülganî b. Tâlib el-Meydânî el-Guneymî, el-Lübâb fî Şerh’il-Kitâb (Beyrut: el-Mektebetu’l-İlmiyye, ts.), 3/182. ↩
Müslim, Kader, 20 (Hadis No: 2657). ↩
Ahmed b. Ali b. Hacer el-Asklânî, Fethu’l-Bârî bi Şerhi Sahihi’l-Buhârî (el-Mektebetu’s-Selefiyye, ts.), 11/26. ↩
Zeynuddîn İbn Nüceym, el-Bahru’r-Râik Şerhu Kenzi’d-Dakâik (Dâru’l-Kitâbi’l-İslâmî, ts.), 3/114. ↩
Ebu Zekeriyya Muhyiddîn b. Şeref en-Nevevî, Riyâzu’s-Sâlihîn (Beyrut: Müessesetü’r-Risale, 2001), s. 33. ↩
en-Nevevî, Riyâzu’s-Sâlihîn, ss. 33-34. ↩
Buhari, Edeb, 60 (Hadis No: 6069). ↩