Kurban kesmenin hükmü nedir?
Soru
Kurban kesmenin hükmü nedir?
Fetva
Hanefi mezhebine göre Kurban Bayramı günlerinde kurban kesmek vacip,12 diğer üç mezhepte ise sünnettir.3 Hanefi mezhebi bu hususta aşağıdaki delillerle istidlal etmektedir:
- Allah Teala, “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.”4 buyurmaktadır. Ayetteki “وانحر” kalıbındaki emir fiili devenin kesiliş şekli olan ‘nahr’ uygulamasını ifade etmektedir. Emir mutlak olarak geldiğinde vucûbiyet ifade eder. İbn Abbas, Ata b. Ebi Rebah, Mücahid, İkrime, Hasan-ı Basri gibi alimler bu emrin devenin kurban edilmesi manasında olduğunu söylemektedirler.5
- Allah Rasûlu ﷺ şöyle buyurmaktadır, “Kimin imkanı olur da kurban kesmezse mescidimize yaklaşmasın.”6 Hadis-i şerifin kurban kesmeyenlere dair bir tehdit ihtiva etmesi bu ibadetin yerine getirilmesinin gerekli olduğuna işaret etmektedir. Zira kurban kesmek, yapılması tercihe bağlı olan bir amel olsaydı terki halinde tehdit olmazdı.
- Yine Allah Rasûlu ﷺ şöyle buyurmaktadır, “Kim bayram namazını kılmadan önce kurbanını keserse onu iade etsin.”7 Bu hadiste de kurbanın iade edilmesinin emredilmesi bunun tercihe bağlı bir ibadet olmadığını gösterir.
Kurban ibadetinin sünnet olduğunu söyleyen Şafii, Maliki ve Hanbeli fakihler ise şu delillerle istidlal etmektedirler:
- Allah Rasûlu ﷺ şöyle buyurmaktadır: “Kurban bana farz kılındı, size ise farz kılınmadı.”8
- Allah Rasûlu ﷺ şöyle buyurmuştur: “Zilhiccenin ilk on günü girdiği vakit sizden birisi kurban kesmek isterse saçından ve tırnağından bir şey koparmasın.”9 Bu rivayette de kurban kesme ibadeti kişinin tercihine bırakılmaktadır. Bu durum kurban ibadetinin vacip olmadığını gösterir.
- Hz. Ebu Bekir (r.a) ve Hz. Ömer (r.a) bir veya iki sene insanların farz olduğunu zannedip kendilerine uyması korkusuyla kurban kesmedi.10
Hanefiler diğer mezheplerin görüşüne şu şekilde cevap vermiştir:
- Hanefilere göre kurban ibadeti farz değil vaciptir, inkarı küfrü gerektirmez. Hadiste ise kurbanın farz olmadığı zikredilmektedir ki farz ve vacip birbirinden farklıdır.11
- Hadisteki ‘irade etme’ ifadesi kast etmek/yönelmek manasındadır. Yani ‘Kim üzerine vacip olan kurbanı kesmek isterse…’ şeklindedir. Yani hadisin manası “Kim üzerine vacip olan kurbanı kesmeyi kastederse …” şeklindedir. Bu durum tıpkı ‘Namaz kılmak isteyen/namaza yönelen abdest alsın.” demek gibidir.12
- Hz. Ebu Bekir (r.a) ve Hz. Ömer’in (r.a) bu uygulaması onlar zengin olmayıp üzerlerine kurban vacip değilken gerçekleşmiş olabilir. Fakir oldukları halde kurban kesselerdi fakire de kurban kesmek vacip zannedilebilirdi.13
Diğer mezheplerin delilleri bu şekilde yorumlanmaz ise emir sıgası ile kurbanın kesilmesi gerektiğini ifade eden naslar ile bu rivayetler arasında çelişki ortaya çıkar ki kaynağı tek olan naslar arasında tearuz/çelişki olmamalıdır.
Dipnotlar ve kaynaklar13
Hanefi mezhebine göre yapılmasında sevap, terk edilmesinde ise günah olan, ancak farz derecesinde olmayan hükümlere vacip denir. bk. Ebû Alî Ahmed b. Muhammed b. İshâk eş-Şâşî, Usûluş-Şaşi (Karaçi: el-Büşra, 2021), 291. ↩
Ebü’l-Hasen Burhânüddîn Alî b. Ebî Bekr b. Abdilcelîl el-Fergānî el-Mergīnânî, el-Hidâye şerhu bidâyeti’l-mübtedî (Karaçi,: el-Büşra, 2021), 4/79. ↩
Heyet, el-Mevsûatü’l-Fıkhiyye (Kuveyt: Vezâratü’l-Evkâf ve’ş-Şûuni’l-İslâmiyye, 2010), 5/77. ↩
Kevser 108/2. ↩
Ebü’l-Fidâ’ İmâdüddîn İsmâîl b. Şihâbiddîn Ömer b. Kesîr b. Dav’ b. Kesîr el-Kaysî el-Kureşî el-Busrâvî ed-Dımaşkī eş-Şâfiî İbn Kesir, Tefsîrü’l-Ḳurʾâni’l-ʿazîm (Beyrut: Daru’l-Kütübü’l-İlmiyye, 1998), 8/476. ↩
Ebû Abdillâh Muhammed b. Yezîd el-Kazvinî İbn Mâce, Sünen-i İbn Mâce (Beyrut: Dâru’l-Ma’rife, 2009), “Edâhî”, 2. (Hadis No: 3123) ↩
İbn Mâce, Sünen-i İbn Mâce, “Edâhî”, 12. (Hadis No:3152) ↩
Ebü’l-Hasen Alî b. Ömer b. Ahmed ed-Dârekutnî, Sünenü’d-Dârekutnî (Beyrut: Müessesetü’r-Risale, 2004), 5/508. ↩
Ebü’l-Hüseyn Müslim b. el-Haccâc b. Müslim, el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ (Beyrut: Dâru’l-Ma’rife, 2009), “Edahi”, 40. (Hadis No: 1977) ↩
Ebû Bekr Ahmed b. el-Hüseyn b. Alî el-Beyhakī, es-Sünenü’l-kebîr (Beyrut: Daru’l-Kütübü’l-İlmiyye, 2003), 9/443. ↩
Alâüddîn Ebû Bekr b. Mes‘ûd b. Ahmed el-Kâsânî, Bedâiu’s-sanâi’ fî tertîbi’ş-şerâi’ (Daru’l-Kütübü’l-İlmiyye, 1327), 5/62. ↩
el-Mergīnânî, el-Hidâye şerhu bidâyeti’l-mübtedî, 4/80. ↩
Ebû Bekr Şemsü’l-eimme Muhammed b. Ebî Sehl Ahmed es-Serahsî, el-Mebsûṭ (Beyrut: Dâru’l-Ma’rife, ts.), 12/8. ↩