Çocuklar, çalışmaya gücü yettiği halde çalışmayan ebeveynin nafakasını temin etmek zorunda mıdır?

Yazı boyutu
WhatsApp PDF

Soru

Çocuklar, çalışmaya gücü yettiği halde çalışmayan ebeveynin (anne-baba) nafakasını temin etmek zorunda mıdır?

Fetva

Anne-baba, çocuğun dünyaya gelme vesilesidir. Bundan dolayı İslam, ebeveyne gayr-ı müslim olsalar dahi iyi davranmayı1 ve onlara eziyet verecek her türlü söz ve davranıştan kaçınmayı emretmektedir.2 Anne-babaya iyi davranmanın gerekliliklerinden biri de ihtiyaç duyduklarında onların nafakasını temin etmektir. Zira ebeveyni açlık ve zorluk çekerken kendisi nimet içerisinde yüzen evlat, Allah Teala’nın “Onlara dünyada iyi davran.”3 emrine muhalefet etmiş olur. Buna göre çocuklar, maddi durumu iyi olmayan anne-babanın maîşetini temin etmek zorundadır.4 Kişinin çocukları varken diğer akrabalarının nafaka temini noktasında bir zorunluluğu yoktur.5 Zira çocuklar, onlara en yakın akrabadır. Nitekim Allah Rasulü ﷺ “Allah Teala, dilediğine kız, dilediğine de erkek çocukları bahşeder.”6 ayet-i kerimesini okuyarak şöyle buyurmuştur: “Çocuklarınız size birer hediyedir/hîbedir. İhtiyaç duyduğunuz takdirde onlar da malları da sizindir.”7 Yine Allah Rasulü ﷺ “Kişinin en helal yiyeceği eliyle kazandığıdır. Çocuğu da eliyle kazandıklarındandır.”8 buyurarak buna işaret etmektedir. Ebeveynin çalışarak kendi kazancını sağlamaya elverişli olmasının söz konusu hükme bir tesiri yoktur: çalışmaya güçleri olsa dahi onlar, herhangi bir sebepten çalışmamayı tercih ettilerse çocuklar onların nafakasını teminle mükelleftir.9 Bu hususta Hanefi ve Şafiî fukahası arasında bir ihtilaf yoktur.10

Dipnotlar ve kaynaklar10
  1. Lokmân, 31/15. وَصَاحِبۡهُمَا فِی ٱلدُّنۡیَا مَعۡرُوفࣰاۖ ↩

  2. İsrâ, 17/23. إِمَّا یَبۡلُغَنَّ عِندَكَ ٱلۡكِبَرَ أَحَدُهُمَاۤ أَوۡ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَاۤ أُفࣲّ وَلَا تَنۡهَرۡهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوۡلࣰا كَرِیمࣰا Bu âyet-i celîle, delâletu’n-nas yoluyla anne-babaya eziyet verecek her türlü davranıştan kaçınmayı emretmektedir. ↩

  3. Lokmân, 31/15. وَصَاحِبۡهُمَا فِی ٱلدُّنۡیَا مَعۡرُوفࣰاۖ ↩

  4. Burhanuddîn el-Merğînânî, el-Hidâye Şerhu Bidâyeti’l-Mübtedî (Karaçî: Mektebtu’l-Büşrâ, 2021), 2/190. ↩

  5. Zeynuddîn İbn Nüceym, el-Bahru’r-Râik Şerhu Kenzi’d-Dakâik (Dâru’l-Kitâbi’l-İslâmî, ts.), 4/226. ↩

  6. Şûra, 42/49. يَهَبُ لِمَنْ يَشَاءُ إِنَاثًا وَيَهَبُ لِمَنْ يَشَاءُ الذُّكُورَ ↩

  7. Ebû Bekr Ahmed b. el-Hüseyn b. Alî el-Beyhakī, es-Sünenü’l-Kübrâ (Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 2003), 7/788 (Hadis No: 15745). «إِنَّ أَوْلَادَكُمْ هِبَةُ اللهِ لَكُمْ ﴿يَهَبُ لِمَنْ يَشَاءُ إِنَاثًا وَيَهَبُ لِمَنْ يَشَاءُ الذُّكُورَ﴾ [الشورى: ٤٩] فَهُمْ وَأَمْوَالُهُمْ لَكُمْ إِذَا احْتَجْتُمْ إِلَيْهَا» ↩

  8. Ebu Davud, Büyu’ (icare), 77 (Hadis No: 3528). ↩

  9. el-Merğînânî, el-Hidâye Şerhu Bidâyeti’l-Mübtedî, 2/192. ↩

  10. Bkz. Şemsuddîn Muhammed b. Muhammed el-Hatîb eş-Şirbînî, Muğni’l-Muhtac ilâ Marifeti Meâni Elfâzi’l-Minhâc (Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 1994), 5/183, 186. ↩